Archive for 13 Eylül 2012

Fatih projesi teknoloji kullanımını yaygınlaştıracak

Türkiye programı çerçevesinde görüşmeler yapan Alcatel-Lucent Bell Labs Başkanı Dr. Jeong-Hoon Kim, Fatih Projesi’nin teknoloji kullanımını arttıracağını, Alcatel-Lucent’in de projenin altyapısına önemli katkıda bulunabileceğini söyledi.

Dünyanın en büyük araştırma kuruluşlarından olan Alcatel-Lucent Bell Labs Başkanı Dr. Jeong-Hoon Kim, tablet bilgisayarın teknoloji kullanımının yaygınlaşması açısından çok önemli bir adım olduğunu, tabletin bilgisayar kullanma biçimini değiştirdiğini kolay ve eğlenceli kullanımından dolayı kısa sürede yaygınlaştığını vurgulayarak, ”Türkiye’de FATİH Projesi kapsamında okullarla tablet dağıtmak, çocukları tabletle tanıştırmak çok önemli ve iyi bir adım” dedi. Kim, Türkiye programı çerçevesinde görüşmeler yaptığını ve Alcatel-Lucent’in de projenin altyapısına katkıda bulunabileceğini belirtti.

Bilişim Zirvesi 2012’ye konuşmacı olarak katılan Kim, Bilgi ve İletişim teknolojisinde meydana gelen değişimin, zamanı kullanma biçiminden, sosyal kültürel önceliklere kadar bir çok temel alanı etkilediğini belirterek, Bell Labs’ın teknolojinin gelişimi sürecine katkılarını ve bilişim teknolojisindeki yeni trendleri anlattı.

Bell Labs’ın 7 Nobel Fizik Ödülü’ne, 9 ABD Bilim ve 12 ABD teknoloji madalyasına sahip olduğunu, transistörlerin icadına öncülük ettiğini ve teknolojiye yön veren bir çok buluşun Bell-Labs’da gerçekleştiğini belirten Kim, teknoloji üretmek için yıllık 2.5 milyar dolarlık bütçe ile çalışmaların bütün hızıyla devam ettiğini söyledi.

Teknolojinin ihtiyacı gidermek için üretildiğini ve her adımda yeni ihtiyaçların ortaya çıktığına dikkat çeken Dr. J. Kim, sabit telefonun ekranlı olması fikrinden tuşlu telefona, oradan mobil telefona geçildiğini, aynı şekilde; siyah-beyaz televizyon ekranından, renkli ve HD televizyon ekranına, ardından 3D televizyon görüntüsüne ulaşıldığına dikkat çekti.

Bilginin üretilme, kullanılma ve saklanma koşullarının değiştiğini, çok fazla bilgi üretilip depolandığı ve ağlar vasıtasıyla kullanıma açıldığını bu doğrultuda yeni ihtiyaçların ortaya çıktığını hatırlatan Kim, günümüzde üzerinde çalışılan başlıca konuların: Sezgisel arayüzler, bilginin kişiselleştirilmesi, bilişim altyapısının kapasite ve hızının katlanarak arttırılması, cihazların daha az enerji ile çalıştırılması (Enerji etkinliği) olduğunu söyledi.

Artık elektronik cihazların doğrudan insan vücuduna yerleştirilerek insanın arayüz olarak kullanılmaya başlandığını, insan vücuduna yerleştirilen cihazların mobil olarak bilgisayarlarla iletişime geçerek vücuda yön verdiğini belirten Kim şöyle devam etti:

“Kan dolaşım sistemimize Somatik adlı bir cihaz yerleştiriliyor. Bu cihaz kan basıncımız yüksek ise bilgisayara sinyal gönderiyor ve doktorumuz bunu görüyor. Artık açken bizi tok hissettirecek sinyalleri de vücudumuza gönderebiliyorlar. Bunlar 15 yıl öncesine kadar bilim kurguydu ancak bugün gerçek.”

Kredi kartı, yaş, tüketici alışkanlıkları, gibi kişisel bilgilerin ağlar vasıtasıyla çok fazla yere dağılıp saklandığını ve bu bilgiler üzerinde kontrolün giderek güçleştiğini belirten Kim, ağ yapılarında ve kullanılan bilgisayarlarda radikal değişikliklere gidilerek, çok daha fazla bilginin çok daha az enerji harcanarak iletilmesi ve saklanması gerekiyor, bu amaçla araştırmalar yapılıyor, bugünün bilgisayarlarının 10 milyon katı işleme kapasitesine sahip olan ve daha az enerji tüketen quantum bilgisayarlara ve sistemlere ihtiyacımız var” dedi.

Bosna Hersekte güvenlik teknoloji ve eğitim konferansı

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin; Dün Libya’da ABD Büyükelçisine ve çalışanlarına yönelik haince terör saldırısını bugün burada kınadığımızı belirtmek istiyorum, Hangi düşünce ve gereçeyle olursa olsun kesinlikle suçun ve suçlunun biz hep birlikte karşısındayız, sadece karşısında değil aynı zamanda peşindeyiz”

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, Libya’da dün ABD Büyükelçisine ve çalışanlarına yönelik terör saldırısını kınadıklarını belirterek, ”Hangi düşünce ve gerekçeyle olursa olsun kesinlikle suçun ve suçlunun biz hep birlikte karşısındayız, sadece karşısında değil aynı zamanda peşindeyiz” dedi.

Bosna-Hersek Güvenlik Bakanlığı ve Bosna Amerikan Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı’nın (TİKA) da sponsor olduğu “Balkanlarda güvenlik, teknoloji ve eğitim: Siber Altyapılardaki Zorluklar” konulu konferansın ardından, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, beraberinde konferansa katılan Sırbistan Başbakanı ve İçişleri Bakanı İvitsa Daçiç, Bosna-Hersek Güvenlik Bakanı Sadık Ahmetoviç, Hırvatistan İçişleri Bakanı Ranko Ostoyiç, Karadağ İçişleri Bakanı İvan Brayoviç, Makedonya İçişleri Bakanı Gordana Yankulovska ile birlikte ortak basın toplantısına katıldı.

Bakan Şahin, “Türkiye’nin, Bosna-Hersek açısından güvenlik konusundaki ilişkilerinin ne durumda olduğu ve siber suçlara karşı ne gibi iş birliği planlandığı” yönündeki soru üzerine, siber suçların günümüzün yeni konularından, insanlığın yeni tanıştığı suç türlerinden birisi olduğunu belirtti.

Türkiye’nin polisi ve jandarmasıyla, istihbarat birimleriye farklı suç türlerine karşı sürekli ön alma ve takip sistemlerini geliştirme konusunda başarılı çalışmalar gerçekleştiren bir ülke olduğunu ifade eden Şahin, siber suçlarla ilgili olarak da güvenlik birimleri bünyesinde ihtisas dairelerinin oluşturulduğunu ve bu konuyla igili bir akademi kurulduğunu kaydetti.

Şahin, şöyle konuştu:

“Her konuda olduğu gibi siber suçlarla mücadele konusunda da, başta Bosna-Hersek Güvenlik Bakanlığı olmak üzere, bütün Balkan ülkeleriyle ilgili bakanlıklarla iş birliğimiz devam etmektedir. 1998’li yıllardan itibaren, Bosna-Hersek’in ilgili makamlarıyla özellike Türkiye’de eğitim verme ve eğitim alanında iş birliği yapma çalışmamız başarılı bir şekilde sürdürülmektedir. Ayrıca, suçluların yakalanması konusunda da iki ülke arasında ortak çalışma alanı her zaman mevcuttur.”

-”Libya’daki haince terör saldırsını kınıyorum”-

Libya’da dün ABD Büyükelçisine ve çalışanlarına yönelik terör saldırısını da kınadıklarını ifade eden Şahin, “Hangi düşünce ve gerekçeyle olursa olsun kesinlikle suçun ve suçlunun biz hep birlikte karşısındayız, sadece karşısında değil aynı zamanda peşindeyiz” dedi.

Bosna-Hersek Güvenlik Bakanı Sadık Ahmetoviç ise siber suçların Bosna Hersek için çok ciddi bir tehdit olduğunu vurgulayarak, siber suçları sorununun zaman geçtikçe daha da büyüyen bir sorun haline geldiğini vurguladı.

Bu tür suçlarla mücadele etmek için tecrübeli elemanlarıma ihtiyaçları olduğunu dile getiren Ahmetoviç, “Bu suçları işleyen insanların bir adım önünde olacak ve üst düzey tecrübelere sahip elemanlara ihtiyacımız var. Dolayısıyla, Amerikan Üniversitesi gibi, bu sorunun ciddiyetini anlayan kurumlara da ihtiyacımız var. Bu kurumlar, tecrübe kazandıracakları elemanlarıyla bu sorunun çözülmesine katkı sağlayacaklardır” diye konuştu.

Sırbistan Başbakanı ve İçişleri Bakanı İvitsa Daçiç de Balkan ülkelerinin siber suçlarla mücadele konusunda iş birliklerinin iyi olduğunu belirterek, “Bu konuda iyi teknolojilere, tecrübeli elemanlara ihtiyacımız var. Yeterince gelişmiş olmamamıza rağmen, bu konularda dünyadaki en büyük ajansların da suçlara karşı mücadelede yardımcı olabildiğimizi gösterdik” dedi.

Basın toplantısında söz alan Bosna Amerikan Üniversitesi Başkanı Denis Prtsiç te, bakanlara bu tür çalışmalara destek verdiklerinden dolayı teşekkür ederek, üniversitelerinin bu alanda tecrübeli elemanları yetiştirip bu sorunun çözümüne katkı sağlayacağını söyledi.

Teknoloji Müzik Sektörünü Vurdu

** – Teknoloji Müzik Sektörünü De Derinden Yaraladı

Çağımızın getirdiği teknolojik ürünlerin, müzik sektörünü derinden yaraladığı, bu sektörde çalışan esnafın satışlarının önemli ölçüde düştüğü belirtildi.

Özelikle bilgisayar ve cep telefonlar satışlarının artması, internetin yaygınlaşması ile birlikte kaset ve CD’lere olan rağbetin bitme noktasına geldiğini anlatan esnaf, müzik sektörünün teknoloji karşısında derin yara aldığını belirtiyor. Dijital ortamın insanlara müziği bedava sunması nedeniyle kaset ve CD satan esnafın yüzde 90’ının ortadan kalktığını ifade eden Van’daki Star 2000 firması sahibi Zeki Şevli, “Eskiden insanlar müzik için her ay belli bir bütçe ayırırdı. Fakat şimdi istediği müziği bedava bulan vatandaşlar artık bunun için bütçe ayırmıyor. Bu nedenle müzik sektöründen geçimini sağlayan esnafımızın yüzde 90’ı dükkânlarını kapatmak zorunda kaldı. Sadece müzik ürünlerinin yanında yan ürünler de satan bir kısım esnaf hayatını idame ediyor” dedi.

SANATÇILARIN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU SEFALETLE KARŞI KARŞIYA

Teknolojinin asıl darbeyi sanatçılara vurduğunun altını çizen Şevli, “Biz tüccarlar kaset ve CD’lerin yanında başka ürünler satarak geçimimizi sağlıyoruz. Ama hayatını müzik yaparak idame eden sanatçıların yüzde 80’i dijital ortam sayesinde sefalet ile karşı karşıya kaldı. Geri kalan yüzde 10’luk kesim yani popüler sanatçılar ise ya düğünlerde şarkı söyleyerek ya da konser vererek hayatını devam ettirmeye çalışıyor” dedi.

Müzik sektörünün asla eski haline dönemeyeceğini, fakat bir iyileştirme yapılarak müzik sektörünü canlı tutulabileceğini dile getiren Şevli şöyle konuştu:

“Mevcut gidişat müzik sektörünün tamamıyla bitmesine neden olacak. Sektörün biraz olsun canlanmasını sağlamak amacıyla kolluk kuvvetlerinin mevcut yasalara göre gereğini yapması, hukukun bu suçlarla ilgili kanunun öngördüğü şekilde cezaları uygulaması bir nebze olsun müzik sektörünü iyileştirecektir. İnternet ortamında bedava müziklerin indirildiği sitelere karşı cezaların uygulanması ve bu cezaların faturalara yansıtılması durumunda, kişilerin bedava müzik almaları önlenebilir. Bu işin teknolojik ve hukuksal çözümü var. Ancak gereği yapılmıyor.”

100’E YAKIN SANATÇI VE YAZARI HAYRANLARIYLA BİR ARAYA GETİRDİK

Sektör sayesinde 100’e yakın sanatçı ve yazarı hayranlarıyla bir araya getirdiğini de vurgulayan Şevli, insanların sevdiği sanatçıların eserlerine internet ortamında bedava sahip olmaları nedeniyle o sanatçılara duyduğu sevgisinin de bittiğini söyledi. Teknolojik ürünlerin kaliteli müzik yapılmasına da engel olduğunu belirten Şevli, “İşin asıl can alıcı noktası artık kaliteli müzik üretimi yapılamıyor. Satılan albümler masrafını karşılamadığı için yapımcı firmalar, müzik alt yapısından tutun işin promosyon noktasına kadar her şeyden kısmaya çalışıyor. Bugün çıkan albümlerin büyük bir kısmında orijinal olmayan enstrümanlar kullanılıyor. Dolayısıyla bu da hem geçimini enstrümantal çalarak sağlayan sanatçıların yok olmasına hem de kalitesiz albümlerin çıkmasına neden oluyor” ifadelerini kullandı.

TÜKETİCİ DİNLEDİĞİ MÜZİĞİN BEDELİNİ ÖDEMELİ

Tüketicilerin, hem sanatçıları hem de sektörde ekmeğini kazananlar kişileri düşünerek, korsan satışlardan uzak durmalarını beklediklerini hatırlatan Zeki Şevli “Bedava dinlenen müziğin herhangi bir bakkaldan çalının üründen hiçbir farkı yoktur. Tüketici eğer kaliteli müzik dinlemek istiyorsa, dinlediği müziğin bedelini ödemek zorundadır” şeklinde konuştu.

Sahte mal ve para için QR Kodları Önlemi

*- ABD li bilim insanları sahte mal ve para ticaretine karsı gorunmez QR kodları gelistirdi.
Güney Dakota Üniversitesi Maden ve Teknoloji bölümü tarafından yapılan araştırmada elde edilen yeni yöntemle, görünmez kodlar nano parçacıklarla üretildi. Florasan mürekkeple ürüne yazılan kodlar günlük yaşam şartlarında fark edilemiyor. Ancak üzerinde bu barkodu bulunduran ürünü kızılötesi ışığa tuttuklarında kodlar parlamaya başlıyor.

İngilizce Quick Response (Çabuk Tepki) kelimelerinin baş harflerinden adını alan QR kodları ilk kez Japon Denso firması tarafından 1994 yılında geliştirilmişti. Kod genellikle kare beyaz fon üzerinde siyah motiflerden oluşuyordu. Günümüzde dijital kameralı mobil telefonlarının etkisiyle yaygınlaşmaya başlayan QR kodları kullanıcıyı internet adresine, e-posta adresine, telefon numarasına, iletişim bilgilerine, SMS veya MMS’ye veya coğrafi konum bilgisine yönlendirebiliyor.

BBC’de yer alan habere göre, geliştirilen gorunmez QR kodları kağıt, cam ve benzeri diğer materyallerin üzerine yapılabilecek. Uzmanlar kodların yazım sürecinin şuan 90 dakika olduğunu belirtirken, konu üzerinde daha fazla çalıştıkları takdirde bu sürenin 15 Dakika’ya kadar duşebileceğini söylüyor.

Geliştirilen bu yeni yöntem sayesinde üreticiler ürünlerinin orijinalliğini daha kolay bir sekilde sertifikalayabilecek. Öte yandan hükumet kurumları da gizli belgelerin güvenliğini bu yöntem sayesinde artırabilecek.

Phorm teknolojisi Türkiye’de

-İnternet üzerinde kullanıcı deneyimini geliştirirken reklamverenlere de yeni ve etkili tanıtım imkanları getiren Phorm’un yenilikçi teknolojisi PT Reklam tarafından Türkiye’de kullanıma sunuldu.
Phorm, kullanıcıların internet deneyimini geliştirmek üzere tasarlanmış özel bir hizmet platformuna sahip bulunuyor. Bu platform sayesinde internet kullanıcıları, internet üzerinde o dönemdeki güncel ilgi alanlarıyla ilintili bilgilere özel bir web sayfası aracılığıyla kolaylıkla ulaşabiliyor, hatta karşılaştıkları reklamların bile ilgi duyabilecekleri konular çerçevesinde özel olarak gösterilmesini sağlayan ücretsiz bir hizmet alıyorlar.

-Phorm tarafından sunulan hizmet kullanıcı onayıyla başlıyor

Phorm’un sunduğu hizmetten yararlanmak isteyen bir kullanıcının, hizmeti kullanmaya başlamadan önce kendisine çevrimiçi olarak yapılan davete mutlaka onay vermesi gerekiyor. Kullanıcılar sisteme katılmayı seçtikleri andan itibaren daima anonim kalıyorlar ve kimliklerinin belirlenmesi hiçbir şekilde söz konusu olmuyor. Phorm’un hizmetinden yararlanmakta olan internet kullanıcıları diledikleri zaman basit ve kolay bir şekilde sistemden ayrılabiliyorlar. Hiçbir şekilde kişileri tanımlamayan sistem, kimliği ortaya çıkarabilecek hiçbir bilgiyi depolamıyor ve kullanıcıların gezinme geçmişini kaydetmiyor. Phorm platformu, kullanıcıların ilgileneceği doğru içeriği bulmak ve ilgi alanlarına uygun içerik ve reklamları göstermek için, yalnızca kullanıcıların nelerden hoşlandığını öğrenme yaklaşımıyla çalışıyor. Bu sayede kullanıcının kim olduğu ya da nereden internete bağlandığı bilinmeksizin sadece belirlenen ilgi alanlarına göre içerikler sunuluyor. Kişisel bilgilerin gizliliğine gösterilen önem, Phorm’un geliştirdiği teknolojinin temel noktasını oluşturuyor. Phorm bu yaklaşımıyla internet üzerindeki benzer servislerden farklılaşıyor ve endüstri standartlarını yeniden belirliyor.

İnternet kullanıcılarına gösterilen içeriklerin kişiselleştirilmesi için Phorm kendi geliştirdiği tavsiye motorundan yararlanıyor ve sistemindeki online reklamları kullanıcıların güncel ilgi alanlarıyla eşleştirerek görüntülüyor. Phorm’un geliştirdiği platform hizmetiyle birlikte hem internet reklamları çok daha etkin bir şekilde kullanılabiliyor, hem de büyük ya da küçük tüm internet sitelerinin reklam alanlarından gelir elde etmeleri sağlanarak, sektöre ve internet dünyasına önemli bir değer temin ediliyor. Phorm’un yenilikçi platformu sayesinde daha önce hiç reklam geliri elde etmemiş web sitelerinin bile kazanç sağlamaları mümkün olabiliyor.

Phorm platformu aracılığıyla sunulan hizmet, reklamverenler istedikleri kitlelere daha doğru bir şekilde ulaşırken, her büyüklükteki internet sitesinin reklam alanlarından gelir elde etmesine imkan veriyor. Phorm’un ilgi alanına dayanan reklam platformu, reklamverenlerin ve ajansların online kampanyalarını, doğru tüketiciye doğru zamanda ulaştırmalarına yardımcı oluyor. Bu sayede reklamverenler odaklı kampanyalar ve rafine bir yaklaşımla son derece geniş bir kitleye ulaşma olanağına sahip oluyor.

İnternette dolaşan kullanıcıların davranışları bir ilgi kanalıyla eşleştiğinde, kullanıcının ilgi alanına giren reklamlar kullanıcıya gösteriliyor. Sonuçta reklamverenler sıfıra yakın bir israfla etkin ve hedefe yönelik kampanyalar gerçekleştirebiliyorlar. İnternet kullanıcıları ise güncel ilgi alanlarına yönelik reklamları görüntüledikleri için, o dönemde gerçekten ilgi duyacakları kampanyaları inceleme olanağına sahip oluyor ve reklamveren firmaların sunduğu avantajları kaçırmıyorlar.

Phorm’un kişiselleştirme süreci nasıl çalışıyor?

Phorm platformu, bir kullanıcıyı internet üzerindeki milyonlarca diğer kullanıcıdan ayırabilmek için, sisteme katılmayı seçen kullanıcının internet tarayıcısına “tarayıcı çerezi” olarak kaydedilen 24 haneli rastgele bir numara atıyor. Çerez kullanımı reklam endüstrisinde standart olmasına karşın, kullanıcının bütünüyle anonim kalmasını sağlayan Phorm sistemi bu özelliğiyle kendi alanındaki hizmetlerden farklılaşıyor. Phorm sistemi rastgele atanan bu 24 haneli numarayı hiçbir şekilde kişiyle ilişkilendirmiyor ve kişinin kimliğini asla tespit etmiyor ya da etmeye çalışmıyor. Söz konusu 24 haneli numara internet üzerinde gezindikçe, ziyaret ettiği sayfalar sistem hafızasındaki ilgi alanı kanallarıyla eşleştiriliyor. Ziyaret edilen internet sayfası, sistem hafızasındaki ilgi alanı kanalıyla eşleşince, 24 haneli numara ve görüntülenen sayfayla ilintili ilgi alanı kanalı arasında bir bağlantı bulunduğu tespit edilmiş oluyor. Her türlü kişisel bilgiden arındırılmış bu ilişkiden, Phorm platformu aracılığıyla sunulan özelleştirilmiş hizmetin kullanıcıya ulaştırılmasında faydalanılıyor.

Örneğin, 24 haneli numara atanmış internet tarayıcısı, bir fotoğraf makinesi üreticisinin internet sitesini ziyaret ettiğinde, sistem bu 24 haneli numaranın fotoğraf makinelerine ilgi duyduğunu öğreniyor. Aynı şekilde eğer fotoğraf makinelerinin makro lenslerine ilişkin bir sayfa ziyaret edildiyse, sistem bu kullanıcının makro lensler hakkında bilgilenmek istediğini varsayarak özelleştirilmiş içerik ve reklamları bu doğrultuda görüntülüyor.